Madencilik, yeraltındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünüdür. Arz kabuğunda bulunan cevher, endüstriyel hammadde, kömür ve petrol gibi ekonomik ekli doğal hammaddeyi sağlamaktır. Ekonomik önemi bulunan mineralleri rasyonel bir şekilde endüstriye sağlamak için geliştirilmiş uygulamalı bilim dalıdır. Maden yataklarının aranması, projelendirilmesi, işletilmesi ve çıkarılan madenin zenginleştirilmesi ile ilgili işlemleri içerir.

Madencilik sektörü, ülkelerin kalkınmasında büyük rol oynamaktadır. Madenler; sanayi, enerji ve inşaat gibi birçok sektörün ham maddesini oluşturmaktadır. Haliyle gelişmiş ülkelerin kalkınmasında madencilik sektöründen yararlandıkları su götürmez bir gerçektir.

Madencilik sektörünün ülkemizde hak ettiği değeri ve desteği göremediğinden diğer ülkelerin gerisinde kalmıştır. Ülkemizin madencilik için yeraltı kaynakları yeterli olmasına rağmen gelişmiş ülkelerle rekabet edememesinin nedenlerini ve çözüm önerilerini yazımızın bu alanında özetlemeye çalışacağız.
Öncelikle;
Madencilik sektöründe; günün ihtiyaçlarına cevap verebilen, kalıcı, koşullara göre esneyebilen, kendini güncelleyen bir yol haritasına ihtiyaç vardır. Bu yol haritası çizilirken madencilik sektörünün yeni bir yasayla desteklenmesi ve mevcut yasaların sektörün sorunlarına çözüm getirir nitelikte değiştirilmesi gerekmektedir.

Madencilik sektörünün ilk engeli olan faaliyet gösterilecek alanların ruhsatları alabilmek ve faaliyete geçişindeki bürokratik sıkıntılar yeni düzenlemelerle aşılabilinmelidir.

Madencilik sektörünün bir diğer önemli sorunu ise, ödenmesi gereken vergilerin diğer sektörlerden fazlaca olması yatırımcıyı bu sektörden uzaklaştırmaktadır. Sektörün gelişmesi için ilgili vergi yükünün hafifletilmesi gerekmektedir. Yine bir diğer önemli sorun ise Madencilik fonunun kurumlar ve gelir olmak üzere çifte vergilendirilmesi fon bütçesini azaltmaktadır. Sektörün acilen yeni yasal düzenlemelerle rahatlatılması ve yatırımcılara teşvik verilmesi gerekmektedir.
Yine ülkemizde madencilik faaliyetleri birçoğu kamu kurum ve kuruluşlarının eliyle yürütülmektedir. Bu durumda ruhsatlardaki alan sınırlamasına gidilmesi gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Kamu elindeki madenlerin özelleştirilmelerinde madenciliğe özgü yeni yöntemler geliştirilmelidir. Özelleştirilmesi mümkün görülmeyen KİT’ler rehabilite edilmelidir.

Madencilik sektöründe buğüne kadar Maden Bakanlığının kurulmaması vahim sonuçlar doğurmuştur. Sektörün acilen koordineli ve sübjektif bir politikası olan Maden Bakanlığına bağlanması gerekmektedir. Maden Bakanlığının ilk çalışmasının da sektörün yatırımının önündeki engelleri kaldıracak, teşviklerle bir politaka belirlemesi gerekmektedir.
Madencilik ürünlerinin üretimini sağlamak ve yüksek katma değerli ürünler üretmek gayesi ile yerli ve yabancı sermayeyi madencilik sektörüne çekebilmek için ruhsat, arazi tahsisi, çevre izni ve bunu takip eden diğer izinleri uzun vadede geçerli olacak kurallara, hızlı ve şeffaf izleyen bir mekanizmaya bağlamak gerekir.

Yasalardaki birbirinden kopuk madencilik sektörüyle ilişkili bütün yasal düzenlemeler kapsamlı bir kanunla tek çatı altında toplanmalıdır.

Maden Kanunda 1994 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 46. maddesiyle kamulaştırma işlemleri ETKB’na 3 ay süreli olarak verilmiş ise de, bu süre zarfından günümüze kadar 46. madde yeniden yazılarak yasadaki yerini alamamıştır. İlgili madde kamulaştırma hakkının mutlak hak haline getirmesi kanun boşluklarının ve diğer yasa ve yönetmeliklerle uyumlu hale getirilmelidir.

MER’i ile Maden Kanunundaki çatışmalar giderilmeli, iki kanunun birbirini destekler nitelikte olması için gerekli düzenlemelerin yapılmalıdır. Yine yürürlükteki mevzuatlardaki sürelerin hakkaniyetli biçimde düzenlenmesi, bir yandan birçok bürokratik izinle uzayan ruhsat alımlarının, 22 ayrı bakanlıktan tek tek izin alınmasıyla faaliyet geçilebileceği düşünüldüğünde 6 ay gibi sürenin hayatın olağan akışına aykırılığın acilen giderilmesi gerekmektedir.

Maden Ruhsat Sahalarını İlgilendiren Diğer Mevzuat Uygulamada Anayasa’ya aykırı olarak madenciliğe engel teşkil eden düzenlemeler aşağıda verilmiştir.

1- Çevre Mevzuatı
2- 6831 Sayılı Orman Kanunu
3- 4342 Sayılı Mera Kanunu
4- 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılatılması Hakkında Kanunun Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi ve Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun
5- Milli Emlak Genel Müdürlüğü Mevzuatı
6- 2560 Sayılı İSKİ, İZSU Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
7- Toprak ile İlgili Mevcut ve Tasarı Halindeki Mevzuat
8- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
9- Diğer Mevzuatlar: 2873 Sayılı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Kanunu, 2634 Sayılı Turizm Teşvik Kanunu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 3621 Sayılı Kıyı Kanunu, Sağlık Bakanlığı 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve Uygulamasına Dair Yönetmelikler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş ve İşçi Sağlığı ile ilgili Tüzük ve Yönetmelikler

Yukarıda kalem kalem belirtilen Yasaların hukukçu uzmanlar tarafından gözden geçirilerek yenilenmelidir.

Özetle; yazımızın başlarında değindiğimiz acilen kurulması elzem olan Maden Bakanlığının kurulması, Madencilik sektörüne yeni bir ivme kazandırması, sektörü ile devlet arasındaki sorunların tanım ve çözümlerinde kilit rol oynaması, ve yerel sektörü global dünya normlarıyla geliştirmesi için politalar belirleyerek faaliyete geçmesi gerekmektedir. Akabinde vergi yükleri, yatırımcı teşvikleri, yasalardaki uyumsuzlukları giderilmesi için kanun koyucuların yürürlükteki mevzuatları değiştirmesi gerekmektedir. Unutmalıyım ki; Türk Madenciliğinin kalkınması, ülke ekonomisine sağlayacağı katkı azımsanmayacak ölçüde olacağından, yeni istihdam alanları aramak yerine bazı değişikliklerle yeni yükler altına girmeden elimizdeki cevheri değerlendirmemiz ile mümkün olacaktır. Madenciliğin kalkınması ve gelişmesi demek ülkenin kalkınması demek olduğunu hatırlatmakla yazımıza son verelim.

Makale:

Av. Arb. Zeki ARITÜRK